ÜLKÜCÜNÜN AHLÂKI VE YAŞAYIŞI

 

            İnsanlar içgüdüsel olarak toplu halde yaşamak ister. Bir araya gelerek bir toplumu meydana getirirler. Ortaya gelen bu toplumun belli bir düzene ihtiyacı vardır. Bu düzen insanlar arasında ki sosyal ilişkilerle zamanla ortaya çıkar. Sosyal toplumu düzenlemek için olan kurallar; Din, örf ve adet, görgü, ahlâk ve hukuk kurallarıdır. Bu kuralların hepsi birbirlerine sıkıca bağlı olup birbirleri ile çelişmezler. Din ile örf ve adet kurallarının bir araya gelmesi ahlâk kurallarını oluşturur. Zamanla bu ahlâk kuralları yerine oturur ve kanun koyucular tarafından hukuk kuralı olarak yasallaştırılır. Ahlâk bireylerin ve toplumun temelinde yatan en önemli unsurların başında gelir.

 

            Ülkücülük temel olarak Türklüğe ve İslam’a dayandığı için. Ülkücünün ahlâkı da Türk örf ve adetleri ile İslami şeriatlara aykırı olamaz. Ülkücülük Türk-İslam davasını temsil ettiği için bu iki temelin ortak noktalarını kendine kural olarak benimser. Ülkücünün ahlâkı Türk töreleri ile İslam şeriatının kesiştiği yerlerle meydana gelir. Türk töreleri ile İslam şeriatının birbiri ile örtüştüğünü birbirinden çok az ayrıldığını görmekteyiz. Bu sayede Türk milleti Müslümanlığı benimsemiştir ve kendinden görmüştür. Bu birleşimin en büyük örneğini Osmanlı Devleti’nde görmekteyiz. Osmanlıda Hukuk; Örfî ve Şer’î hukuk olmak üzere ikiye ayrılır. Örfî hukukun temeli Türk törelerine dayanırken Şer’î hukukun kaynağını İslami şeriat oluşturuyordu. Örfî hukuk ile Şer’î hukuk karşılaştığı sırada şer’î hukuk üst norm olarak kabul ediliyordu. Çünkü şer’î hukuk kaynağını Kuran-ı Kerimden almaktaydı. Bu durum çok az ortaya çıkmakta idi. Bazı görüşlere göre bu ayrıma gerek bile yoktur. Türk töreleri ile İslam şeriatına ayrı olarak bakarsak bu görüşün doğru olduğunu görmek mümkündür.

 

            Türk Töreleri

 

         Türklük için ahlâk, millet yapısının temelidir ve ahlâk olmadan hiçbir şeyin olmayacağı kabul edilir. Bu yüzden Türkler ahlâki bakımdan üstün özelliklere sahiptir. Özde, sözde ve işte doğruluk Türkün temel prensibidir. Cinayet, zina, yalan yere yemin, aldatma, riya, hırsızlık, adam öldürme, yerme ve kovuculuk ve kibirlilik Türklerde rastlanmayan ve kötü görülen davranışlardır. Bu davranışlardan hırsızlık, zina, yalan yere yemin, ve sebepsiz olarak adam öldürme; bağışlanmayan ve ölüm cezası ile cezalandırılan fiillerdir.

 

            Zina yasaktır ve Türklere yabancıdır. Zina yapan kimseye şiddetli ceza verilmekte; zina yapan bazı yerlerde yakılmakta ve bazı yerlerde de zina yapanın vücudu ikiye bölünmektedir.

           

            Açık sözlü olan Türk milleti, yaltaklanmayı, yaldızlı sözleri ve yapmacık hareketleri sevmezler. Hileli yollarla mal mülk edinmez, böyle yollarla zengin olmayı hoş karşılamazlar. Türkler arasında sevgi ve saygı esastır.

 

            Aile; devletin en küçük birimi kabul edilir ve kutsal sayılır. Karı ve koca, birbirine ihanet etmediği gibi böyle bir harekete teşebbüsten bile kaçınmaktadır. İnsanlar arasında adalet esastır, sınıf farkı yoktur, kararlarda istişareye önem verilmektedir.

 

            Türkler; azimli, ateşli, gayretli, çalışkan, hareketli, yiğit, mücadeleci, disiplinli ve asker karakterlidir. Türklerin beklemeye ve durgunluğa sabrı yoktur. Hayatın her döneminde militarist özelliklerini göstermişlerdir. Bu nedenle savaşta ölmeyi kendilerine gurur saymış ve yatakta ölmekten korkmuşlardır. Vatan sevgisi, topraklarına bağlılık ve ülkelerini savunma Türklerin en belirgin özelliklerindendir.

 

         İslam Şeriatları

 

         İslam; hayalde mücerretliği, düşüncede yüceliği, irade ve niyette temizliği, amel ve tatbikatta ihlası, Allah’tan başkası ile ilişkiyi kesmeyi isteyen bir dindir. İslam da ahlâk, kişi ve toplum için önemli bir konudur, iman ve ibadetten sonra gelen esastır. Bu esas; İman ve İbadet ile olduğu kadar dinin ve toplum düzeninin temeli sayılmaktadır. Nitekim Hz. Muhammed’e “Din nedir?” diye sorulunca o da “Din, Güzel ahlâktır” cevabını vermiş ve güzel ahlâkın ne kadar önemli olduğunu vurgulamıştır.

           

            İslam ahlâkı, korku ve ümit arasında bir çizgi takip eder. Allah sevgisi ve sevgiye  dayalı korku Müminin bütün davranışlarının temelinde yer alırsa o kişi olgun bir ahlâka ulaşır. Ahlâkın başı Allah korkusudur. Takva, bu olgunluğun sonucu elde edilen bir mertebedir.

           

            Toplum hayatında iyilikler tavsiye edilir ve kötülüklerden kaçınmak öğütlenirse; ortak bir ahlâk standardı oluşturulmuş olu. Bundan dolayı İslam ahlakında toplum düzenini sağlayan, bireyi ve toplumu huzura kavuşturan, insanları huzura ulaştıran temel kurallar mevcuttur.

 

            Türk-İslam Sentezi (Ülkücülük)

 

         Türklerin İslamiyet’i benimseyip kabul etmesiyle ortaya güzel bir varlık çıkmıştır. Başbuğun tabiri ile Türkler ruhunu İslam bedenini bulmuştur. Türklükle İslamiyet birbirleri ile çok ortak noktada buluşmuş ve zamanla perçinleşmiştir. Türk Örf ve Adetleri ile İslamiyet’in Şer’î kuralları birleşmiş ve ortaya güzel bir ahlâk yapısı çıkmıştır. Bu yapı sonucunda ortaya çıkanların amaçları birleşmiştir. Kızıl Elma daha da büyümüştür. Turan amacını güden Türkler sadece soydaş ve kandaşken artık dinende birbirlerine bağlanıp daha çok ortak yapı ortaya çıkarmıştır. İlk baştaki dava sadece Türkçülükken İslamiyet den sonra ise Müslüman-Türkçülük olmuştur. İşte bu davaya baş koyan Müslüman Türkler hedeflerine “Ülkü” adını koymuş ve böylece kendileri de “Ülkücü” olmuşlardır.

 

            Ülkücü hem Türk hem de Müslüman olduğu için her ikisinde kurallarına uymak zorundadır. Törelerine sahip çıktığı kadar şeriatına da sahip çıkmalıdır. Ülkücü ahlakın temeli hem Türk ahlakına uygun hem de İslam ahlakına dayandığı için çok sağlam ve güçlüdür.

 

            Ülkücü ahlakın sağlam olmasının sebebi bu ahlak kurallarının değişime uğramamasından gelir. Din kuralları zaten sabittir. Töreler de ataların yaptığı davranışlar olduğu için ataların yaptığı davranışlar yüzyıllar boyunca doğru kabul edilip uygulandığı için değiştirilemeyecektir. Ülkücülük bir yaşam tarzıdır. Bu yaşam tarzının altına ahlak yatar. Ülkücü ahlakı düzgün olandır. Ülkücün sağlam ve dik durması bu ahlakından ödün vermemesinden gelmektedir.

 

            Ülkücüyü yenmenin ek bir yolu vardır. O da ahlakını bozmaktır. Dinden uzaklaştırmaktır. Töresini unutturmaktır. Modernleşme yalanına inandırmaktır. Ülkücü yaşayışını ahlakına uygun olmadan sürdürmeye başlarsa ve bir kez olsun taviz verirse zamanla ahlakı bozulmaya başlar. Türklüğünden ve Müslümanlığından uzaklaşır. Zamana ayak uydurmak başkadır zamana kendini kaptırmak başkadır. Ahlakımız belli ise yaşamımız ona uygun olmalıdır.  Türk ahlaksız olmaz Türk ahlaksız yaşayamaz. Ahlaksız olan ne Türk olmaz ne Müslüman.

ÜLKÜCÜ AHLAKSIZ OLAMAZ, AHLAKSIZDAN DA ÜLKÜCÜ OLMAZ…

                                                                                      

                                                                                                                                       Mehmet Yaşar KOÇAK

                                                                                                                      

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !