Embed

Tövbeye Giden Yol

 

 

Tefekkür

 

        

           Her şeyden önce pişmanlık gelir. Yaptıklarından pişman olmak yani tövbeye giden ilk yol ve adım. Eğer insan yaptıklarından pişman olmaz ise meydana getirdiği yanlış olan şeyleri doğru zanneder ve yanlışlarına doğruymuş gibi körü körüne inanır. Her ne kadar gece başını yastığa koyduğu zaman vicdanı onu rahatsız etse de o bir türlü bunu kabullenmez o içinin sıkışmasını fiziksel bir hastalığa veya bir rahatsızlığa bağlar. Halbuki o rahatsızlık nefsin en büyük düşmanı olan vicdandır.

 

            Kişi yaptığı yanlışın farkına vardıysa artık iş bitmiştir. Artık devreye pişmanlık girer ve içi içini yer artık. Nasıl etmelide içini rahatlamalıdır? Bu soruyu sorar kendine ve cevap arar. Cevap aslında çok basittir. Eğer yanlışımız Allah’a karşı ise ve eğer biz Elest Bezmi ile verdiğimiz sözün dışına çıktıysak. Rahim olan sıfatına sığınarak tövbe ederiz. Tövbe kapısı sürekli açık olan bir kapıdır. Yeter ki biz pişmanlığımızdan emin olalım ve samimi bir şekilde yapmayacağımıza dair söz veririz. Tövbe öyle müthiş bir şey ki eğer tövbemiz kabul olur ve biz sadık kalırsak. Yaptığımız kötü davranışlarla hasıl olan günahlarımız sevap hanemize yazılır. Tövbemizde sadık olduğumuzu ve kabul olduğunu ise aynı davranışı bir daha yapmayarak anlarız. Eğer bir şeye tövbe edipte aynı hatayı bir kez daha yaparsak demek ki biz sadık ve samimi değilmişiz ki tövbe ettiğimiz şeyi bir daha yapmışız. Kabul olup olmadığı aslında pek önemli değil. Çünkü biz aynı hatayı bir kez daha yaptıysak bu şu anlama gelir ki biz tövbe etmemişiz. Olmayan bir tövbe nasıl kabul olabilir ki.

 

            En zor noktaya geldik. Yüce Rabbimizin tövbe kapısı bize her zaman açıktır. Tövbe etmek bazen çok kolaydır bile. Tefekkür ederek sadece içimizden bile pişmanlığımızı dile getirsek ve tövbe etsek Rahim olan ismi ile o anda belki günahlarımız affedilecektir. Tövbe kapısının bu kadar geniş olması belki bizim bu kadar rahat davranmamız için bir nedende olabilir.

 

            Zor gelen mesele kul hakkı. Bir başka kişiye karşı yaptığımız hatalarla ilgili yapılacak şeyler insanın nefsine daha zor gelir. Hem bir yandan kendimizi haklı görürüz bir yandan da pişmanlık duyarız. Gidip helallik istemek zor gelir çünkü. Acabaları düşünürüz sürekli. Acaba? Bitmez tükenmez bir sorudur bu gittikçe derinleşir kendi içinde. İyice çıkılmaz bir hale sokar insanı. Ama yapacak bir şey doğru olanı söylemek lazım ki kendim yapmıyorum bunu nefsimizi ayaklarımın altına alıp gidip özür dilemek ve helallik istemek lazım. Amam nerde bende o yürek. Enaniyet ve kibir bunu yapmamızı engelleyen en büyük engellerdir. Eğer nefsimizle biraz mücadele eder ise çok rahat bir şekilde helalleşme olacaktır.

 

            Tefekkür ile başladığımız bu tövbe yolunda tövbeye başlamış oluruz. Ademoğlu günah işler ancak asıl mesele yine Hz. Adem (a.s) gibi pişman olmakta ve tövbe etmekte. Hem de pişmanlık öyle bir pişmanlık ki Peygamberler günahsızdır. Sadece zelle denen ufak şeylere tövbe eder o mübarekler. Biz günahlarımızı ah etmiyoruz.

 

            Tefekkür için ilk önce pişmanlık lazım. Günahkar olmak mesele değil. Mesele pişman olarak tövbekar olmakta…

 

            Yâ Rabbî! Yapmış olduğum bütün günahlardan ben pişmanım. Keşke yapmasaydım.

Teslimiyet

 

Sen senin olmazsan tüm dertler biter 
Varını yokunu mürşidine ver 
Ustanın elinde kütük ol yeter 
Teslim olan zarar etmez kurbanım

 

Aslında şair her teslimiyeti kısaca anlatmış ama olsun adapsızlık edip birazda biz anlatalım. Pişmanlıktan sonra derdimize derman olacak bir doktor ararız ve bu doktor zaten tartışmasız bellidir. Yalnız doktora gidip onun işin karışmak olmaz. Teslim olmak lazım ne derse dinlemek lazım. Verdiği reçeteye uymak lazım. Maddeden anlattım ki manaya erişelim diye. Bu emsalde olduğu gibi mana aleminde de kendimizden geçerek teslim olmamız lazım ki derdimize derman bulalım. Teslimiyet kurtuluşa ulaşmamızda ki vesiledir. Ne kadar teslim olursak o kadar çok kurtuluruz.

 

Önce günahlarımızdan pişman olduk ve tövbeye ilk adımı attık. Ardından teslim olduk. Gittik ve karakola teslim olduk. Yine madde ile anlatalım. Hukuk sisteminde yakalanmadan önce gidip teslim olursak etkin pişmanlık yasaları denen normlardan faydalanırız ve cezalarda indirim sağlanır bu yolla. Ama aksine zorluk çıkarırsak daha da zor olur işlerimiz. Yine mana aleminde yakalanmadan önce eğer biz teslim olursak ve en Bağışlayıcıya teslim eder isek kendimizi. Bırakın cezada indirimi cezalarımız ödüle çevriliyor. Her şey bu kadar açık ve cazipken neden kaçıyoruz. Ya da neden ben kaçıyorum bilmiyorum. Aslından cevap belli NEFİS.

 

            Teslimiyetin ardından bir anlaş anlaşma imzalanır. Günahlarımıza kefaret olan bir söz bir yemin. İşte bu sözün adı TÖVBE dir. Tövbe ile yaptığımız şeyleri bir daha yapmayacağımıza dair söz veririz. En son noktadır tövbe biz kabul edilmiş gibi yaşarız. Geri kalanını ise tevekkül ederiz.

 

İşte mükemmel bir yol; önce tefekkür sonra teslimiyet ve ardından tövbe ve tevekkül.

 

Teslimiyetimize karşılık verdiğimiz söz,

 

İnşallah bir daha ben yapmayacağım…

 

Tövbemizde sebat edelim ve tövbemize sadık kalalım. Ben günahkar olan kardeşinize de hayır dualarınızı eksik etmeyin. İnşallah bende bu anlattıklarım gibi yaşarım ve bende pişmanlığımda samimi ve tövbemde sadık olurum.

 

Selam ve dua ile…

 

Günahkar kardeşiniz Mehmet…

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !