Geçmiş Zaman

Bilmiyorum nedendir ama bu aralar hep geçmişimi düşünüyorum. Ama çok eskileri değil sadece bundan bir kaç yıl öncesini. Yaşadıklarım ister iyi olsun ister kötü ama yine de geçmişi konuşmak hatırlamak hoşuma gidiyor. Zaman geçtikçe yaşanan şeyler bir anı oluyor ve aklının bir köşesinde kendine hep yer ediniyor. İyi ki yapmışım dediklerim mutlu ederken beni yanlış yaptıklarım ise beni pişmanlığa götürüyor ama artık yapabilecek bir şey yok sonuçta geçen geçmiş ama onlarında bana  büyük yararları oldu. Ders çıkarmayı öğrendim yaşadıklarımdan ve şimdi geriye dönüp bakınca anlamadığım her şeyi anlamaya başlıyorum. İlk başlarda neden olduğunu anlamadığım şeyler şimdi açıkça önümde duruyor. Geçenler de sevdiğim ve örnek aldığım lise öğretmenlerimin bir kaçıyla sohbet ediyorduk. Ama ortam biraz farklıydı tek öğrenci bendim ve yanımda ise dört tane öğretmenim vardı. Evde olmama rağmen ara ara kendimi okulda öğretmenler odasında gibi hissettim. Hatta bir ara bir yerden rahatsız edici bir ses geliyordu. Bir hocam sordu "Bu ses nereden geliyor diye?". Bir an o kadar karışmışım ki yan daireden diyeceğime "Ses yan sınıftan geliyor hocam." dedim. Eskilerden konuştuk o gün yaşanılan olaylardan bahsettik. Öğretmenlerimden o gün inanılamayacak kadar şey öğrendim çünkü ilk defa yaşanan olaylara onların nasıl bir gözle baktıklarını ve nasıl yorumladıklarını öğrendim. O gün resmen benim ufkum genişledi diyebilirim. Bana gelince kendimi düşündüm lisedeyken yaptıklarımı doğrularımı ve yanlışlarımı kısaca her şey bir anda aklımdan geçiverdi. Düşündüm bol bol pişmanlıklarım doğrularımdan daha fazla geldi bana. Ama o yanlışların bana verdikleri dersin önemi ise daha başka. Şimdi pişmanlıklarımı düşünüp ve hiç bir zaman demediğim ve denildiği zaman ise hiç sevmediğim lafı desem geçmişime "keşke" desem ne fayda. Sonuçta geçen geçmişte kaldı önemli olan atacağım adımlarda geçmişimden ders almak ve bu konuda da kendimi başarılı görüyorum. Aynı hatalara bir kez olsun düşmedim bu güne kadar bunun nedeni olarak da benzerlik gösteren olaylara temkinli olarak yaklaştığımdan dolayı olduğunu düşünüyorum. Hani derler ya "Bir musibet bin nasihatten iyidir" diye. İşte bunun gerçek olduğunu öğrendim son bir kaç yılda ve kişisel gelişimi işte benim başıma bu musibetleri açanların aslında bana kötülük yapmak istemelerini ancak istemeden de olsa benim gözümü açtıklarını düşünüyorum. Her zaman benim yanımda olanlara zaten lafım yok onlar her zaman benim yanımda oldular ve bir musibetle bir şeyden ders alacağıma inatla ve sabırla uğraşıp bana binlerce nasihat verdiler. Onların haklarını nasıl ödeyeceğimi bilmiyorum hani "helalleşme" konusu vardır ya işte o şey bayağı zor bir şey üzerimde hakkı olan dostlarımın haklarını nasıl ödeyeceğimi nasıl helalleşeceğimi düşünüyorum ve düşündükçe bu konunun içinden iyice çıkamaz hale geliyorum ama bunları düşündükçe mutlu oluyorum ve bu dünyada tek başıma olmadığıma inanıyorum ve bu şey bana manevi bir güç veriyor. Kötülere gelince bana akıllarınca zarar verenlere her zaman dediğim gibi "eyvallah" diyorum. Sonuçta hiç kimseye karşı kin besleyecek ve kaybedecek zamanım yok sonuçta zaten beni bilen bilir. Eğer birine eyvallah demezsem ona karşı zaten kin beslemem o anda her şey olur ve biter. Aslında bu huyumu severim hiç bir şeyi zamana bırakmayı sevmem çünkü sabretmeyi de sevmem. Bana zararlıda olsa bu huy bana şimdiye kadar zararından çok yararı oldu. Sonuçta sabretmek beklemektir, umutlu olmaktır ve her zaman o şeyin olabileceğine inanmaktır. Eğer o beklemenin sonunda bir hüsran olursa bütün o geçen zamana, umutlara ve her şeye yazık olur. Ama o konuya direk girilirse en baştan net bir cevap alırsın ve böylece ne umutlanırsın ne de boştan yere sabretmek için kendini zorlarsın. Geçmişe de üzülmezsin çünkü geçen hiçbir şey olmaz geleceğine bakarsın ve bu da bir ders olur. Belki böyle net cevaplar alabilmek için bazı şeylerden vazgeçilir ve aniden olduğu için bazıları üzülebilir. Tek kötü yanı da bu işte ama bu yapılan ani şeyler belli bir süreden sonra insanın kişiliğine yerleşiyor ve geçmişine bakınca geleceğini de görebilmeyi sağlıyor. Şimdi ben geçmişime bakıyorum yaptıklarıma ve sonuçlarına evet yeri geliyor pişman oluyorum ama hiç bir zaman bu pişmanlığıma karşılık olarak "keşke" demiyorum. Çünkü o karar benim kararım ve başkalarına göre yanlışta olsa bana göre doğrudur ki ben o kararı vermişimdir ve bu nedenle sonuçları kötü ve zor da olsa pişman da olsam "keşke" dememem gerekiyor. Kimine göre kötü bir insan olsam da kimine göre iyiyim ve bu iyi olduklarım bana yetiyor. Sonuçta herkese karşı iyi olamam ya adamına göre muamele yapınca kimi baş tacı yapıyor kimi ise yerin dibine sokuyor. İşte o baş tacı yapanlar benim başımın tacıdır ve umurumda olan insanlarda onlardır. Geçmişimde bu insanların sayısı tanıdıklarımın az bir kısmını da oluştursa bana fazla bile geliyor. Mesela bir internet üzerinde ki bir sosyal ağ da beş yüz küsür arkadaşım vardı ve hepsini tanıyordum. Ancak oturdum ve düşündüm onlar gerçekten benim arkadaşım mı diye ve azar azar silmeye başladım bir de baktım ki geriye sadece yüz küsür arkadaşım kalmış. Önemli olanda o zaten az ve öz. Geçmişimle şu ana kadar gurur duyuyorum ve bundan sonrada öyle olacağına adım gibi eminim sonuçta bu benim elimde ve ben geçmişimi -miş li olarak değil -di li olarak seviyorum yani bizzat kendim tarafından yaşanılan ve kimsenin ağzından öğrenmediğim bir geçmiş. İşte bu geçmiş zaman. Neden böyle bir şeyi paylaşmak istedim bilmiyorum belki de son zamanlarda eski dostlarımı bolca görüyor ve eskiyi özlüyor olmamdandır. Geçmişime selam olsun.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !