Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk





Gök kubbenin altında insanın ruhunu soyan kötülükler ve giyindiren aşklar adına...

Doğu ak ejder yılında başladı yirmi üç bin yıllık gizem...

Uzayın sonsuzluğuna açılan kapıyı keşfe çıkmış bilge rahipler, uğruna topluca can verdikleri bir sırrın, binlerce yıl sonra, bir şair tarafından aşkın derin katmanlarına saklanarak korunacağını bilselerdi...

Siruş başlıklı murassa hançerin kabzasına parmak izlerini bırakanlar, daha avuçlarının sıcaklığı gitmeden hançer kınında kan biriktiğini bilselerdi...

Bağdat, İstanbul, Roma, Paris ve diğerleri; kıyılarına vuran yeni aşkın, bütün eski tarihlerini dolduracak yoğunlukta olduğunu bilselerdi...

Bilgeler, katiller, asiller ve sevgililer; ellerinde tuttukları kitabın alev almaya hazır bir aşk külçesine dönüşmek üzere olduğunu bilselerdi...

Şair, ipeksi dizeleri arasına hayaller gibi sakladığı şifrelerin hoyrat ellerde ihtirasla parçalandığını, sonsuzluk şarabına kadeh yaptığı gelincik yapraklarının kinle dağıtıldığını bilseydi...

Ve şimdi kim bilebilir neler olacağını,

Babil uyandığı zaman? ! ..


KİTABIN KONUSU:

Kitabımız Babil’in fethedilmesiyle başlıyor.Fuzuli’ye bir kitapçının verdiği sır ile birlikte,Fuzuli’den yüksek kademelerden gelen Leyla ile Mecnun ( L&M ) adlı hikayi yorumlamasını istemesiyle Fuzuli yazmaya başlıyor ve bu kitapta hem sırrı şifreliyor,hem de kendinden sonsuza kadar bahsettirecek bir şaheser yazıyor.İşte tam bu noktada İskender Pala’nın hayal gücüyle olayımız yeni bir bakış açısına kavuşuyor.Kitabın bu noktasından itibaren bakış açımız bu kitap oluyor ve olayı kitap anlatıyor,kahramanımız kitap oluyor,aşığımız kitap oluyor.Bu kitabın da kendisi Kays (Mecnun)’dur.

Hikayemiz artık Babil dışına taşıyor ve dünyaya yayılıyor.Kitapçının verdiği BUAM (Babil Uzay Araştırmaları Merkezi) sırrı medeniyeti yüceltecek bir çok bilimsel bilginin olduğu bir kapının anahtarı olmasının yanında büyük bir hazinenin de anahtarıdır ve Fuzuli’nin kitapta sakladığı bu şifreyi iyi ve kötü bir çok kimse edinmeye çalışmakta.İyiler BC adındaki bir örgüt,kötüler ise hazine avcıları tabii.Kitap hediye olarak İstanbul’da Osmanlı sarayına gidiyor ve L&M ‘ye şan şöhret katıyor.Zaman içersinde haremden kaçan bir cariye ile kitap da sınır dışına ve tehlikeli ellere yöneliyor.Dünya’da bir çok bilginin,kimi zaman kötü kişilerin eline geçen kitap büyük bir maceranın kapılarını aralıyor ve her geçen gün sırrı daha fazla çözümlenen kitap güzel bir finalle son buluyor.

Açıkcası üstte kitabın özetini anlatmak isterdim fakat kitap o kadar geniş bir coğrafya ve kişilerden geçiyor ki mükemmel bir kurgu demeden duramıyorsunuz.İşin güzel yanıysa kitabın gerçek tarih ile de uyuşması.İskender Pala’nın mükemmel kurgusu bir zaman kaybı ve okuduktan sonra unutacağınız bir roman kesinlikle değil.Bu kitap ile birlikte tarih bilginizi yeniliyorsunuz.Elimde tarih kitabı ve geçen yıllarda Osmanlı’da neler oldu,neler değişti sorusuyla kitabı okurken bilgi haznemi de güncellemiş olduğumu itiraf etmeliyim.Ayrıca edebiyat hakkında bir çok genel kültür bilgisine ulaşabilirsiniz.Aşk,aşıklık,aşkın çeşitleri ve daha neler neler anlatmıyor ki kitap?

Kısaca bu kitap ile kendinizi hem eğlendirip hem de bilginize bilgi katabilirsiniz. Bu kitabı bana okuldaki edebiyat öğretmenim önermişi ilk başta ne yalan söyleyeyim yine sıkıcı bir kitap önerilmiştir diye okumak istemedim. Ama ismi bile çok etkileyiciydi. Aldım ve okudum gerçekten bu kitap bana birşeyler kattı. Ufkumu genişletti. Herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. Düşünsenize İskender PALA'nın yazdığı bir kitap hem aşk hem tarih hem de edebiyat üzerine nasıl kötü olabilir ki?

NOT:Bazı kısımlar alıntıdır.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !